Türkiye’de son dönemde okullarda ve okul çevrelerinde yaşanan şiddet olayları, çocukların şiddete yönelmesinde aile, arkadaş çevresi ve dijital dünyanın etkisini yeniden gündeme getirdi. Yaklaşık 30 yıllık mesleki deneyimi bulunan Pedagog Seray Hasibe Tuzcu, çocukların şiddet davranışlarının yalnızca ergenlik döneminde ortaya çıkmadığını belirterek, ailelerin çocuklarıyla kurduğu iletişimden arkadaş çevresine, dijital oyunlardan telefon ve tablet kullanımına kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

“DÜNYANIN EN KIYMETLİSİ KENDİ ARKADAŞLARI”

Tuzcu, okul saldırılarının ardından yalnızca saldırıyı gerçekleştiren çocuğun davranışına odaklanılmaması gerektiğini belirterek, sorunun çocukluk döneminden itibaren değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Tuzcu; “Ben kesinlikle bu çocukların ebeveynleri ile ilgili olduğunu düşünüyorum bu sıkıntının. Yani anne baba tutumlarıyla çok alakalı. Biraz boş verilmiş çocukluklar, ilgilenmeyen çocuklar özellikle ergenlik dönemine girdiklerinde zaten çocukların biraz böyle bir şeyleri oluyor. Hani o kendi arkadaşlıklarına yönelimin, dünyanın en kıymetlisi kendi arkadaşları, onların söyledikleri gibi” şeklinde konuştu.

“KİMLERLE ARKADAŞLIK YAPTIĞI KONTROL EDİLMELİ”

Çocukların ergenlik döneminde arkadaş çevresinden daha fazla etkilenmeye başladığını ifade eden Tuzcu, bu dönemde aile ile çocuk arasındaki iletişimin önemine dikkat çekti. Ebeveynlerin çocuklarının izlediği içerikleri, arkadaş çevresini ve boş zamanlarını nasıl geçirdiğini bilmesi gerektiğini söyledi.

Antalya Hali’nde en yüksek fiyat 1.520 TL! İşte 22 Eylül listesi
Antalya Hali’nde en yüksek fiyat 1.520 TL! İşte 22 Eylül listesi
İçeriği Görüntüle

Tuzcu, özellikle dijital oyunlarda şiddetin giderek daha gerçekçi bir biçimde sunulduğunu belirtti. Tuzcu, “Yaralamaya, öldürmeye, bu silahlı işte bu Playstation tarzı oyunlarda inanılmaz derecede gerçekçileştirilmiş bir döngü var. Bunun ben çok etkisi olduğunu düşünüyorum. Arkadaş ortamlarının kontrol edilmediğini, ebeveynlerin kimlerle çocuklarının nasıl vakit geçirdiğini bilmediklerini ve bu kopuşun bir şekilde çocuğun arkadaşlarıyla ait olma duygusuyla, dışlanmamak için onun istediği şeyleri yapar bir sürü mantığını bu okul öncesinden başlıyor aslında. Biz burada çok gözlemliyoruz” ifadelerini kullandı.

“ŞİDDETİN YAŞI İLKOKULA KADAR DÜŞTÜ”

Çocuklarda saldırgan davranışların çok daha erken yaşlarda görülebildiğini belirten Tuzcu, yaklaşık 30 yıllık mesleki hayatında çocukların davranışlarında önemli değişimler gözlemlediğini söyledi. Tuzcu, özellikle okul öncesi dönemde bazı çocukların arkadaşlarına zarar verme davranışlarının görülebildiğini belirterek bunun doğrudan “kötü çocuk” şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Tuzcu, “Okul öncesinde bile arkadaşına zarar verebilecek, bunu bilinçli yapabilecek, onu üzmek, kırmak için elinden geleni yapan çocuklar gözlemliyorum ben. Neredeyse 30 yıldır bu işi yapıyorum.”

Tuzcu, çocukların ilkokula başlamasıyla birlikte şiddet davranışlarının farklı biçimlerde devam ettiğini belirterek, ortaokul ve lise döneminde akran gruplarının da etkisiyle durumun daha ciddi bir hal alabildiğini söyledi. Çocukların davranışlarının altında yalnızca disiplin sorunlarının aranmasının yeterli olmayacağını belirten Tuzcu, aile ile çocuk arasındaki ilişkinin de sorgulanması gerektiğini söyledi.

Anne veya babanın çocuğun hayatında yeterince bulunmadığı, ebeveynlerin yoğun çalışma temposu nedeniyle çocukla yeterli iletişim kuramadığı durumlarda çocukların farkında olmadan ruhsal yaralanmalar yaşayabileceğini belirten Tuzcu, sevgi kavramının da yanlış anlaşılabildiğini ifade etti. Tuzcu, “Anne babanın çok yoğun çalıştığı için çocuğu işte sahip çıkmadı, onun bunun evinde, oradan bakıcı, oradan ona, okuldan gelip alması gerektiğinde unuttu falan filan gibi çocukların ruhsal olarak farkında olmadıkları çok ciddi yaralanmalar başlıyor” dedi.

Tuzcu’ya göre çocukla kurulması gereken bağ, yalnızca çocuğun maddi ihtiyaçlarının karşılanması veya istediği şeylerin yapılmasıyla sınırlı değil. Günlük yaşam içerisinde kurulan diyalogların da çocuğun kendisini ifade etmesini sağladığını belirtti.

“ÇOCUKLARIMIZI SİLAHLI NOKTAYA GETİRMEMELİYİZ”

Çocukların öfke ve çatışmalarını nasıl ifade edeceğini erken yaşlarda öğrenmesi gerektiğini söyleyen Tuzcu, aile içerisinde iletişimin doğru kurulmasının ilerleyen yaşlardaki davranışlar açısından önemli olduğunu belirtti. Tuzcu, çocukların saldırgan davranışlarının küçük yaşlarda normalleştirilmemesi gerektiğini vurguladı. Tuzcu, “İlk söyleyeceğini son söylersen, son söyleyeceğini ilk söylersen ya da söylemen gereken hiç söylemezsen, yetişkin ergen çocuklardan bahsediyorum şu anda. Bunu zamanında doğru bir şekilde öğrenmediği için o çatışmalar, kavgalar, agresiflikler ve bir çocuğun işte silah, tüfek, bıçak, ya bu tarz şeyleri sahip olabilir bu pozisyonda olması çok korkunç bir şey değil mi?” şeklinde konuştu.

Ardından ailelerin çocuklarına daha yakından sahip çıkması gerektiğini belirten Tuzcu, özellikle çocukların küçük yaşlardaki davranışlarının “komik” görülerek normalleştirilmemesi gerektiğini söyledi. Tuzcu, “Bunu engellemek gerekiyor bence. Yani çocuklarımıza sahip çıkacağız. Küfür eden bir çocuğa gülündüğü bir ülkede yaşıyoruz. Biz çocuk küçük küfür ediyor ve ‘haa çok komik’ diyoruz yani. O küfür o çocuk için sıradanlaşıyor” şeklinde uyardı.

“ÇOCUĞUN ÇEVRESİNDEKİ 5 KİŞİNİN ORTALAMASIYIZ”

Çocukların arkadaş çevresinin davranışları üzerindeki etkisine de değinen Tuzcu, çocuğun tamamen toplumdan izole edilmemesi gerektiğini ancak arkadaş ilişkilerinin aile tarafından bilinmesi gerektiğini söyledi. Tuzcu, “Tabii ki bir fanusun içinde de yaşatmayacağız. İletişimi, arkadaş ilişkileri mutlaka olacak. Ama işte hani hep o dediğimiz davul bile dengine. Yani herkesin çevremizdeki 5 kişinin ortalamasıyız. Kaliteli arkadaşları olursa aileler bu konuda çocuklarına destek olur, yanında olur, çocuğunu dinlerse çocuk her şeyi anlatırsa anne babayla çocuk arasında sır yoktur” ifadelerini kullandı.

Tuzcu, kendi çalıştığı okul öncesi eğitim kurumunda da çocuklara bu mesajı vermeye çalıştığını belirtti. Tuzcu, “Dünyada ne yaparsanız yapın, çocuklar en kötü şeyleri bile yapsanız anneniz babanız sizi sevmekten hiçbir zaman vazgeçmeyecek. Ama onlara her zaman her şeyin doğrusunu söylemeniz gerekiyor. Bu dünyada annemizden babamızdan hiçbir şey saklamayacağız” dedi.

“AİLE DAVRANIŞLARI CİDDİYE ALMALI”

Tuzcu, çocukların yaşadığı sorunların erken fark edilmesinde aile ile çocuk arasındaki güven ilişkisinin önemine dikkat çekti. Çocuğun okulda veya arkadaş çevresinde yaşadığı problemleri ailesine anlatabilmesi gerektiğini belirten Tuzcu, “Sırlar ortadan kalktığında aile de zaten çocuğuyla ilgiliyse o aradaki şeyleri başlıyor görmeye. Yani işte o ne vurduğunu, onun onu dövdüğünü, onun onunla işte küfür ettiğini, onun işte kopya çektiğini atıyorum oradan böyle tırnak tırnak gelmeye başlıyor” dedi. Ailelerin bu davranışları ciddiye alması halinde zamanında müdahale edebileceğini söyledi.

PANDEMİNDE HER ŞEY DEĞİŞTİ

Çocuğun gelişiminde çevre, deneyim ve öğrenmenin önemli olduğunu belirten Tuzcu, okul saldırıları gibi olaylarda çocuğun geçmişinin de sorgulanması gerektiğini ifade etti. “Çocuk doğduğu andan itibaren sıfır bilgi ve hafızayla dünyaya gelir. Çocuğun evet genetik bir aileden aldığı bir kodlamayla gelen bir kişiliği vardır ama çevresel faktörler, deneyim ve öğrenme bu çocuğun hayatında onu o yapan şeydir. Bu sıfır hafıza, sıfır öğrenme, sıfır öfkeyle doğmuş bir çocuğu ortaokulda bu hale getiren şey ne olabilir? Bunu sorgulamamız lazım” diye konuştu. Pandemi sonrasında çocukların davranışlarında değişim gözlemlediğini söyleyen Tuzcu, telefon ve tablet kullanımındaki artışa dikkat çekti. “Pandemiden sonra her şey çok değişti hayatımızda. Telefon, tablet kullanımlarının çok artması, velinin, işte çocuk sussun da işte gitsin de, çocuk odasına kapanıyor” diyen Tuzcu, küçük yaşlarda ekran kullanımının normalleştiğini belirterek, “Hani televizyon en masumu kaldı” ifadelerini kullandı.

“EBEVEYNLER PEŞİNİ BIRAKMASINLAR”

Çocukların en önemli rol modellerinden birinin anne ve babaları olduğunu vurgulayan Tuzcu, ailelerin kendi davranışlarına da dikkat etmesi gerektiğini söyledi. “E şimdi annesinden babasına sürekli kavga, dövüş, bağırış, arabada, trafikte, inip ona saldır, buna şimdi bunlarla büyüyen bir çocuğun da en büyük rol modeli kim? Annesi babası” dedi. Son dönemde yaşanan olayların sorgulanması gerektiğini belirten Tuzcu, röportajın sonunda ailelere “Aileler bilinçlensin. Tek söyleyebileceğim bu. Ebeveynler peşini bırakmasınlar” çağrısında bulundu.

UĞUR FİDAN

Kaynak: GÜNCEL ANTALYA