10 Mayıs İnme Farkındalık Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Girişimsel Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, inmenin nedenleri, risk faktörleri ve erken müdahalenin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İnmenin çoğu zaman önlenebilir bir hastalık olduğuna işaret eden Gencer, risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının önemine vurgu yaptı.
RİSK FAKTÖRLERİ KONTROL ALTINA ALINABİLİR
İnmenin genellikle ani geliştiğini ancak altta yatan risklerin büyük kısmının önlenebilir olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, “Özellikle kontrolsüz yüksek tansiyon ve sigara kullanımı ülkemizde en sık görülen nedenler arasında yer almaktadır. Diyabet, yüksek kolesterol, obezite, hareketsiz yaşam, aşırı alkol tüketimi, düzensiz beslenme ve kalp ritim bozuklukları da inme riskini artıran önemli faktörler arasında bulunmaktadır. İnme çoğu zaman öncesinde sessiz ilerleyen damar risklerinin sonucudur. Düzenli sağlık kontrolleri, tansiyon, şeker ve kolesterol takibi, sigaranın bırakılması, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin artırılması ile inme riski belirgin şekilde azaltılabilir. Birden fazla risk faktörü bir araya geldiğinde risk katlanarak artar. Bu nedenle korunmada en etkili yaklaşım, tüm riskleri birlikte ele almaktır” dedi.
YAŞ VE GENETİK FAKTÖRLER DE ETKİLİ
İleri yaş, erkek cinsiyet, aile öyküsü ve daha önce geçirilmiş geçici iskemik atak gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin de önem taşıdığını belirten Gencer, “Bu kişilerin daha yakından izlenmesi gerekir. Kalp hastalıkları, boyun damarlarında darlık, pıhtılaşma bozuklukları, hormonal etkenler, kronik stres ve bazı enfeksiyonlar da inme riskini artırabilir” ifadelerini kullandı.
İNME BELİRTİLERİNDE ZAMAN KAYBETMEYİN
İnme belirtilerinin çoğunlukla aniden ortaya çıktığını kaydeden Gencer, “Erken fark edilen her dakikanın tedavi açısından büyük önem taşır. İnmede zaman beyindir. Müdahalede geçen her dakika, beyin hücrelerinde geri dönüşü olmayan kayıplara yol açabilir. Bu nedenle belirtiler başladığında beklemek, şikayetlerin geçmesini umut etmek ya da zaman kaybetmek çok ciddi sonuçlara neden olabilir” diye konuştu.
EN SIK GÖRÜLEN BELİRTİLER
İnmede en sık görülen belirtilerin; yüzde ani kayma veya asimetri, kol ya da bacakta ani güçsüzlük ve uyuşma, konuşmada bozulma, peltekleşme ya da konuşulanı anlayamama, ani görme kaybı, denge kaybı veya yürüme bozukluğu ile ani başlayan şiddetli baş ağrısı olduğunu belirten Gencer, “Bu belirtilerden biri bile görüldüğünde vakit kaybetmeden 112 Acil aranmalıdır. Çünkü hızlı başvuru, tedavi şansını belirleyen en önemli unsurdur” dedi.
ERKEN TEDAVİ KALICI HASARI AZALTABİLİYOR
Girişimsel nöroloji alanındaki gelişmeler sayesinde damar tıkanıklığına bağlı inmelerde uygun hastalara zamanında müdahale edilebildiğini söyleyen Gencer, “Erken tanı ve doğru tedaviyle inme sonrası gelişebilecek kalıcı kayıplar azaltılabilir. İnme sonrası sakatlık ani, beklenmedik ve kalıcı olabilir. Ancak bu tablo her zaman kaçınılmaz değildir. Hastanın doğru zamanda, doğru merkezde, uygun tedaviye ulaşması; yaşamını, hareket kabiliyetini ve konuşmasını koruma açısından belirleyici olabilir. İnme artık yalnızca sonucu kabullenilen bir hastalık değildir; erken müdahaleyle seyri değiştirilebilen bir acildir” ifadelerini kullandı.
İLK 4,5 SAAT KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR
Belirtilerin başlamasının ardından ilk saatlerin büyük önem taşıdığını vurgulayan Gencer, “Özellikle ilk 4,5 saat çok önemlidir. Ancak bazı hastalarda ileri değerlendirmelerle daha geç dönemde de uygun tedavi seçenekleri vardır. Bu nedenle "geç kaldım" düşüncesiyle beklenmemesi, her inme şüphesinde mutlaka en kısa sürede hastaneye başvurulması gerekir” dedi.
TOPLUMSAL FARKINDALIK HAYAT KURTARIYOR
İnmenin yalnızca ileri yaşlarda görülen bir hastalık olmadığını ifade eden Gencer, şunları söyledi: “On yıllarda daha genç yaş gruplarında da daha sık görülmektedir. Toplumun her kesiminin inme belirtilerini bilmesi gerekmektedir. İnme tedavisinde başarı yalnızca hastanedeki müdahaleye değil, hastanın yakın çevresinin farkındalığına da bağlıdır. İnmeden korunmak da, inme geçirildiğinde kalıcı sakatlığı önlemek de mümkündür. Bunun için risk faktörlerini ciddiye almak, belirtileri tanımak ve zaman kaybetmeden doğru merkeze başvurmak gerekir. İnmede hızlı davranmak, hastanın geleceğini değiştirebilir.”




