Denizli'de yaşayan 55 yaşındaki Fatma Çümen, 3 Mayıs 2025 tarihinde evinde aniden ateşlenince oğlu Sezer Çümen tarafından hastaneye götürüldü. Yapılan tetkiklerde kendisine lösemi teşhisi konuldu. Pamukkale Üniversitesi Hastanesi'nde yaklaşık 1,5 ay süren kemoterapi tedavisinin ardından taburcu edilen Fatma Çümen'in sağlık sorunları devam etti. Daha sonra oğlu ile birlikte Antalya'da hastaneye başvuran kadında kemik iliği yetersizliği tespit edildi ve doktorlar kemik iliği nakli yapılmasına karar verdi.
1,2 MİLYON KİŞİ TARAMASINDA YÜZDE 100 UYUMLU DONÖR OĞLU ÇIKTI
Nakil sürecinde ilk olarak Fatma Çümen'in kardeşlerinden örnek alındı. Kardeşlerinden biri uyumlu çıkmasına rağmen sağlık sorunları nedeniyle donör olamadı. Bunun üzerine hasta, TÜRKÖK (Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi) veri tabanına kaydedildi. Yaklaşık 1,2 milyon kişinin yer aldığı sistemde yapılan taramada, 6 yıl önce Kızılay aracılığıyla kök hücre bağışında bulunan bir donörle yüzde 100 uyum sağlandığı belirlendi. Daha sonra bu donörün Fatma Çümen'in öz oğlu Sezer Çümen olduğu ortaya çıktı. Doktorları da şaşkına çeviren gelişmenin ardından gerekli hazırlıklar tamamlandı ve anneye oğlundan kemik iliği nakli gerçekleştirildi.
"ÇOK ŞAŞIRDIK, İNANAMADIK"
Başarılı naklin ardından sağlığına kavuşan Fatma Çümen taburcu edilirken, aile yaşadıkları süreci duygusal sözlerle anlattı. Annesinin hayatını kurtaran Sezer Çümen, "6 yıl önce yolda Kızılay'a kan verirken, oradaki arkadaş ‘gelin siz de donör bağışında bulunun' demişti. Bir gün birisine uyum sağlar ve hayatı kurtulur diye bağışta bulunmuştum. Üzerinden yıllar geçti, şimdi karşımıza geldi. Annemle veri tabanında uyumlu olduğumuz ortaya çıkmış. Tabi bundan sonradan haberimiz oluyor. Kök hücre bankasından bir telefon geldi, iliğimin birine uyum sağladığını söyledi. Tabi bunun annem olduğunu ne karşı taraf ne de ben biliyorum. Ardından bir telefon daha geldi ve annem olduğunu öğrendim. Çok şaşırdık, inanamadık. Ağladım. Nakilimizi olduk. Annem yoğun bir kemoterapi aldı, zor bir süreç ama artık toparlıyor." dedi.
"ALLAH'IN BİR MUCİZESİ"
Kök hücre bağışının önemine dikkat çeken Sezer Çümen, "Başkasına verseydim de bu mutluluğu yaşardım. Bu bebeğe, çocuğa ya da yetişkin bir insana çıkabilir. Kimse bana bir şey olmaz demesin. Verecek olduğunuz bir tüp kan her şeyi değiştiriyor. Bizi örnek alarak bunu görebilirsiniz." ifadelerini kullandı. Oğlu sayesinde yeniden hayata tutunduğunu belirten Fatma Çümen ise yaşadığı mutluluğu, "Bu Allah'ın bir mucizesi. Bu yaşa getirdiğim oğlum beni kurtardı. Allah ondan razı olsun, hakkım helal olsun." sözleriyle dile getirdi.
"MİLYONDA BİR GÖRÜLECEK NADİR BİR DURUM"
Süreç hakkında bilgi veren Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çetin, öncelikle hastanın kardeşlerinin değerlendirildiğini ancak uygun donörün sağlık sorunları nedeniyle bağış yapamadığını söyledi. TÜRKÖK veri tabanında yapılan taramada hastanın kendi oğlunun yüzde 100 uyumlu donör olduğunun belirlenmesinin kendilerini de şaşırttığını ifade eden Çetin, "Bu milyonda bir gelecek bir pozitif rastlantı. Annesinin kardeşleriyle özdeş iken kendisiyle özdeşliğini beklemiyorduk. Fakat şans eseri oğlu, yüzde yüz yani, 12'de 12 uyumlu çıktı. Bunun üzerine taramayı hemen bırakıp çocuğu üzerinden ilerledik. Bu milyonda 1 görülecek nadir bir durum." dedi.
Normal şartlarda kardeşlerden uygun donör bulma ihtimalinin yüzde 25 ila 40 arasında değiştiğini belirten Çetin, donör programlarının hastalar için hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Çetin, "Verici olmak çok önemli ve hastaların hayatını kurtarıyor. Türkiye'nin kendi donör programı olmasaydı verici bulamayacaktık. Donör programına oğlu gidip başvurmasaydı hastaya verici çıkmayacaktı belki dünyada bulamayacaktık. Bu program sayesinde artık hastalarımıza uygun donörü bulabiliyoruz." diye konuştu.
"SADECE 1 TÜP KANLA BAĞIŞ"
Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik de, Fatma Çümen'in tedavi sürecinde ilk olarak akıllı ilaçların kullanıldığını, daha sonra yapılan kemik iliği biyopsisinde kemik iliği yetmezliğinin tespit edilmesi üzerine nakil kararı alındığını anlattı. TÜRKÖK taramasında uygun donör bulunduğunu ancak bunun hastanın 6 yıl önce bağış yapan oğlu olduğunun ilk etapta bilinmediğini belirten Özgeyik, bu örneğin kök hücre bağışının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.
Özgeyik, "Böyle bir örnek varken tüm toplumumuzun, TÜRKÖK gibi bağışçılar için önemli bir kaynak olan Kızılay'a bağışçı olmasını öneriyorum. Her ne kadar yakınları için ihtiyaç olmasa da belki de hiç tanımadıkları lösemili çocuk ya da erişkin hasta için umut olabilirler. O hasta kendi yakınınız da olabilir. 30 yaş üstünde herhangi bir hastalığı olmayan tüm insanların sadece 1 tüp kanla bağışçı olması bizim için çok önemli." ifadelerini kullandı.




