Antalya, coğrafi yapısı nedeniyle farklı doğal afet risklerini aynı anda barındıran illerden biri. Kıyı ovalarında sel ve taşkın riski öne çıkarken, dağlık bölgelerde heyelan ve kaya düşmeleri, ormanlık alanlara yakın yerleşimlerde ise yangın tehlikesi dikkat çekiyor. Batı Antalya'da ise deprem riski daha fazla gündeme geliyor.
DEPREM RİSKİ: BATI ANTALYA ÖNE ÇIKIYOR
Antalya İl Afet Risk Azaltma Planı'nda (İRAP), Kaş-Kekova Fay Zonu çevresinde meydana gelebilecek deprem senaryoları ele alınıyor. AFAD'ın çalışmalarında Kaş-Kekova Fay Zonu merkezli meydana gelebilecek 6,5 büyüklüğündeki bir depremin Kaş, Finike, Kumluca, Demre ve Elmalı'da etkili olabileceği belirtiliyor. Bu nedenle özellikle Kaş, Demre, Finike ve Kumluca, Antalya'da deprem riski açısından dikkatle takip edilen bölgeler arasında bulunuyor.
Deprem riskinde yalnızca ilçenin konumu belirleyici değil. Bir yapının bulunduğu zeminin özellikleri, binanın yaşı, yapı kalitesi ve mühendislik standartlarına uygunluğu da olası bir depremde ortaya çıkabilecek hasarı doğrudan etkiliyor.

KUMLUCA VE KIYI OVALARINDA RİSK DİKKAT ÇEKİYOR
Antalya'nın önemli doğal afet risklerinden biri de sel ve taşkınlar. Özellikle Toroslar'dan gelen yağmur sularının kısa sürede kıyı ovalarına ulaşması, şiddetli sağanaklarda dere ve çayların debisinin hızla yükselmesine neden olabiliyor.
Bu açıdan Kumluca, Antalya'nın dikkat çeken ilçelerinden biri olarak öne çıkıyor. Batı Akdeniz Havzası Taşkın Yönetim Planı'nda Göksu, Hacıveliler ve Hızırkahya mahalleleri, taşkın riski bulunan yerleşimler arasında yer alıyor. Geçmiş taşkın kayıtlarında Mavikent de bulunuyor. Kumluca'da son yıllarda yaşanan taşkınlar, özellikle tarım arazileri ve seraların yoğun olduğu bölgelerde önemli zararlara yol açtı. İlçede taşkın riskinin azaltılması amacıyla dere ıslahı, taşkın koruma ve mendirek çalışmaları da yürütülüyor. Son iki yılda Göksu, Akmaz, Üleşik ve Gavur dereleri başta olmak üzere çeşitli noktalarda gerçekleştirilen yatırımların toplamının 5 milyar TL'yi aştığı açıklandı.
HEYELAN VE TOPRAK KAYMASI
Antalya'nın dağlık ve eğimli coğrafyası, bazı bölgelerde heyelan, toprak kayması ve kaya düşmesi riskini artırıyor. Özellikle Kemer-Kumluca kara yolu hattı, Kaş'ın eğimli bölgeleri, Alanya ve Gazipaşa'nın kuzey kesimleri ile Akseki ve Gündoğmuş'un dağlık alanları bu açıdan dikkat çekiyor.
Yoğun yağışlar sırasında toprağın suya doyması, eğimli arazilerde toprak hareketlerine neden olabiliyor. Kayaç yapısı ve eğim de kaya düşmesi riskini artırabiliyor. Heyelan riski, diğer afet türlerinden farklı olarak çoğu zaman bir mahallenin tamamından ziyade belirli yamaçlarda ve ulaşım güzergâhlarında yoğunlaşıyor. Bu nedenle risk değerlendirmelerinde eğimli alanlar ve yol güzergâhları özel önem taşıyor.
MANAVGAT GEÇMİŞTE AĞIR BİR TABLO YAŞADI
Antalya'da orman yangını riski denildiğinde öne çıkan ilçelerin başında Manavgat geliyor. 2021 yılında meydana gelen büyük Manavgat yangınında çok sayıda mahalle doğrudan etkilendi. Seki, Kalemler, Dikmen, Bucakşeyhler, Oymapınar, Tilkiler, Evrenleryavşı, Saraçlı, Aşağıışıklar, Hocalı, Gebece, Hocalar ve Çardak yangından yoğun şekilde etkilenen mahalleler arasında yer aldı. Yangının etkilediği diğer bölgeler arasında ise Evrenseki, Çolaklı, Gündoğdu, Karaöz, Yeniköy, Sarılar ve Yaylaalan gibi mahalleler bulunuyordu.

MANAVGAT'TA YANGIN RİSKİ NEDEN YÜKSEK?
Antalya'nın yaz aylarında yüksek sıcaklıklarla karşı karşıya kalması, düşük nem ve kuvvetli rüzgârlarla birleştiğinde orman yangınlarının hızla yayılmasına neden olabiliyor. Manavgat'ta 2021 yılında yaşanan büyük yangın da rüzgârın etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı ve çok sayıda yerleşimi etkiledi.
Bu nedenle Antalya'da özellikle ormanlık alanlarla iç içe veya orman sınırında bulunan mahalleler, yangın açısından daha hassas bölgeler arasında değerlendiriliyor.




