☰
✕
Antalya

Antalya’da turizm çelişkisi: Lyrbe’ye turist var, mahalleye kazanç yok

Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Bucakşeyhler Mahallesi üzerine hazırlanan yüksek lisans tezinde dikkat çeken bir turizm tablosu ortaya çıktı. Lyrbe Antik Kenti’ne gelen ziyaretçilerin büyük ölçüde mahalleyi yalnızca geçiş güzergâhı olarak kullandığı, turizm hareketliliğinin yerel ekonomiye yeterince yansımadığı belirlendi.

Antalya Bilim Üniversitesi Mimarlık Programı kapsamında Sahra Bilgin tarafından hazırlanan “Kırsal Yerleşimde Koruma Odaklı Kültür Turizm Modeli: Bucakşeyhler Mahallesi – Lyrbe (Lirbe) Antik Kenti” başlıklı yüksek lisans tezinde, Manavgat’ın Bucakşeyhler Mahallesi’nin kültürel mirası, kırsal mimarisi ve turizm potansiyeli incelendi. Çalışmada yerinde gözlem, fotografik belgeleme, haritalama ve mahalle sakinleriyle gerçekleştirilen görüşmeler kullanıldı.

TURİSTLER GELİYOR AMA MAHALLEDE DURMUYOR

Araştırma kapsamında görüşülen 30 mahalle sakininin tamamı mahalleye turist geldiğini belirtirken, ziyaretlerin yüzde 58,7’sinin Lyrbe Antik Kenti amacıyla gerçekleştiği belirlendi. Kahvaltı için gelenlerin oranı yüzde 15,2, kırsal mimariyi ziyaret ve fotoğraf çekimi için gelenlerin oranı yüzde 13, bisiklet ve yürüyüş amacıyla gelenlerin oranı da yüzde 13 olarak kayıtlara geçti. Ancak tezde, ziyaretçilerin çoğunlukla mahallede durmadan antik kente yöneldiği, yerel ürün satışı, konaklama ve rehberlik gibi hizmetlerin yetersizliği nedeniyle turizm hareketliliğinin mahalle ekonomisine anlamlı bir katkı sağlamadığı belirtildi. Buna karşılık mahalle sakinleri araç yoğunluğu ve toz oluşumu gibi bazı olumsuz etkilerin hissedildiğini ifade etti.

EKONOMİK SIKINTI VE TERK EDİLEN EVLER DİKKAT ÇEKTİ

Çalışmada mahalledeki ekonomik yapıya ilişkin sonuçlar da dikkat çekti. Katılımcıların yüzde 76,7’si mevcut ekonomik faaliyetleri mahallede yaşamı sürdürmek açısından yetersiz buldu. Geleneksel yapıların kullanımında da önemli bir gerileme tespit edilirken, katılımcıların yüzde 60’ı eski yapıların kullanılmadığını ve zamanla terk edildiğini söyledi. Terk edilme nedenlerinde ise yüzde 83,3 ile miras ve ölüm kaynaklı mülkiyet değişimleri öne çıktı. Tezde betonarme yapılaşmanın artması, geleneksel taş yapıların terk edilmesi, niteliksiz müdahaleler ve ekonomik sürdürülebilirliğin zayıflamasının mahallenin özgün kırsal karakterini tehdit ettiği belirtildi.

İKİ BÜYÜK YANGININ İZLERİ KALDI

Bucakşeyhler’in fiziksel yapısını etkileyen önemli unsurlar arasında yangınlar da yer aldı. Yerel halkın aktarımlarına göre bölgede 2005-2009 yılları arasında büyük bir yangın meydana gelirken, hava fotoğraflarının karşılaştırılması ve saha gözlemlerinde bazı yapıların tamamen veya kısmen zarar gördüğü belirlendi. Mahalle, 28 Temmuz 2021’de başlayan Manavgat yangınından da etkilendi. Çalışmada yangınların doğal peyzajın yanı sıra yapı dokusunda da değişime yol açtığı, sonrasında betonarme ekler, farklı malzeme kullanımları ve düzensiz onarımların arttığı ifade edildi.

HALKIN YÜZDE 60’I TURİZMDE YER ALMAK İSTİYOR

Araştırmada mahalle halkının turizme bakışının tamamen olumsuz olmadığı da ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 60’ı, mahallede turizm faaliyetleri olması halinde aktif rol almak istediğini belirtirken, yüzde 73,3’ü turizmin eski evlerin, geleneklerin ve doğal çevrenin korunmasına katkı sağlayabileceğini düşündü. Yerel halkın turizmden beklentilerinde ise yerel yemeklerin sunulması, rehberlik ve el sanatları gibi faaliyetler öne çıktı. Çalışmada Bucakşeyhler’in Lyrbe Antik Kenti ile bağlantısının güçlendirilmesi, ziyaretçilerin mahallede daha uzun süre kalmasını sağlayacak kültür ve yürüyüş rotalarının oluşturulması, yerel ürünlerin turizme dahil edilmesi ve ziyaretçilerin araçlarını mahalle girişinde bırakıp antik kente yürüyerek ulaşması önerildi.

ANTİK KENTİN GÖLGESİNDE KALAN MAHALLE

Tezin sonuç bölümünde Bucakşeyhler’in kültür turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğu ancak mevcut turizm sistemiyle yeterince bütünleşemediği sonucuna varıldı. Lyrbe Antik Kenti’nin yanı sıra Side, Aspendos, Köprülü Kanyon, Oymapınar ve Manavgat Şelalesi gibi turizm merkezleriyle bağlantılı bir ağ içerisinde bulunan mahallenin, ziyaretçilerin yalnızca geçiş noktası olmaktan çıkarılması gerektiği vurgulandı. Çalışmada önerilen modelin temelini kültürel mirasın korunması, yerel halkın turizme katılması ve turizm gelirinin mahalle ekonomisine yönlendirilmesi oluşturuyor.